Tarımsal üretimin sürekliliği ve gıda güvenliğinin temin edilmesi açısından stratejik bir rol üstlenen genetik kaynakların korunması, Türkiye’nin sürdürülebilir tarım hedeflerinin temel unsurlarından birini oluşturuyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdür Yardımcısı Şerafettin Çakal, 11. Türkiye Bağcılık ve Teknolojileri Sempozyumu için bulunduğu Tekirdağ’da AA muhabirine, Türkiye’nin genetik çeşitliliğinin sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliği açısından hayati bir öneme sahip olduğunu belirtti.
Genetik kaynakların korunmasının tarımsal üretimin sürekliliği için kritik bir unsur olduğuna dikkat çeken Çakal, bu kaynakların gelecek nesillere aktarılmasının önemini vurguladı.
Çakal, “Gen kaynağı olmadan herhangi bir ürün üretme imkânınız yok. Bu nedenle sürdürülebilir bir tarım gerçekleştirmek için mevcut gen kaynaklarınızı korumanız gerekmektedir.” şeklinde konuştu.
“Dünyada en önemli sorunlardan biri gıda krizi”
Türkiye’nin sahip olduğu zenginliğin yalnızca bitkisel varlıklarla sınırlı olmadığını ifade eden Çakal, hayvan ve su ürünleri genetik kaynaklarının da korunmasının son derece önemli olduğunu belirtti.
Çakal, dünyanın en büyük sorunlarından birinin gıda krizi olduğunu dile getirerek, “Gıdayla ilgili ciddi problemler mevcut. Dünya genelinde 4.5 milyar ton gıda arzı mevcutken, bunun yaklaşık üçte biri insan tüketimine ulaşmadan israf ediliyor. Diğer kısmının ise 10 milyar insana yetecek kadar gıda üretiliyor. Ancak bir tarafta açlık yaşanırken diğer tarafta obezite ve israf gözlemleniyor.” dedi.
Genetik kaynakların korunması ve sürdürülebilir tarımsal üretim için araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin önemine değinen Çakal, şunları ekledi:
“Sürdürülebilir bir gıda geleceği için özellikle artan nüfus karşısında azalan tarım alanları içinde AR-GE’ye büyük önem verilmesi gerektiğini düşünüyorum. AR-GE’ye önem veren toplumlar ve ülkeler gelişirken, bu alana yeterince yatırım yapmayan ülkelerin geride kaldığını gözlemliyoruz. Bu bağlamda TAGEM çok önemli bir görev üstlenmiştir.”
Çakal, TAGEM’in 49 araştırma enstitüsü ile bu kaynakların sadece korunmadığını, aynı zamanda araştırma ve ıslah çalışmalarıyla geliştirildiğini ve insanlığın hizmetine sunulduğunu sözlerine ekledi.