Skip to content

Açık Sayfa | Güncel Gelişmeler ve Merak Edilenler

Açık Sayfa: Gündemi şekillendiren haberleri, bilgi veren yazıları ve farklı alanlardaki yeni gelişmeleri okuyun.

  • Ana Sayfa
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Sağlık
  • Teknoloji
  • Haber
  • Tanıtım
  • İletişim
  • Reklam
  • Home
  • Haber
  • İBB davasında 99. gün | İmamoğlu’nun savunması ikinci gününde devam ediyor: Bu kulak mayıs, haziran aylarında duymaya başladı; İstanbul’a ve sana gelecekler

İBB davasında 99. gün | İmamoğlu’nun savunması ikinci gününde devam ediyor: Bu kulak mayıs, haziran aylarında duymaya başladı; İstanbul’a ve sana gelecekler

T24 Haber Merkezi İBB davasının 64 gün süren ilk duruşmasında savunma yapamayan tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun savunması, ikinci gününde de devam ediyor. İmamoğlu'nun savunmasının toplamda dört gün süreceği tahmin ...
15 Ekim 2026

T24 Haber Merkezi

İBB davasının 64 gün süren ilk duruşmasında savunma yapamayan tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun savunması, ikinci gününde de devam ediyor. İmamoğlu’nun savunmasının toplamda dört gün süreceği tahmin ediliyor.

Tutuklu ve tutuksuz sanıklar, avukatları, gazeteciler, izleyiciler ve mahkeme heyeti yerini aldı, 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB davasının 99. günü başladı.

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel de duruşma salonda davayı takip edenler arasında. İzleyiciler, “Her şey çok güzel olacak”, “Özgür başkan özgür Türkiye” ve “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganlarıyla Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’na destek verdi.

Savunmasına kaldığı yerden devam eden İmamoğlu şunları söyledi:

“Öncelikle, dün yaşanan yağmur ve sel olaylarında elektriğe kapılarak hayatını kaybeden iki genç evladımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Yine sabah izlediğim kadarıyla su baskını esnasında düşüp, başını sert bir yere çarparak hayatını kaybeden genç kardeşimize de yine Allah’tan rahmet diliyorum.

Tabii İstanbul, yoğun bir sel ve su baskınıyla karşılaştı. Esasen istatistiklerle beraber, 1986’dan bu yana yaşanan en yoğun yağmur yağışından bahsedildi. Bu yağışın etkisinin özellikle öne çıktığı ilçelerde daha güçlü bir şiddetle yaşandığını, olabildiğince haberlerden dün gece savunmaya hazırlanırken ara ara bakabildim, bu sabah da bir kısım izleyebildim.

Önce şunu söyleyeyim: Sonuçta bugün bir olmaması gereken usulüyle var olan bir iddianame ve dava içerisindeyiz. Bu davanın dün yaşanan felaketin ardından ayrı bir biçimde yorumlanamayacağını savunmamı yaparken geldiği sırada anlatacağım örnekleriyle de sizlerle paylaşacağım. Çokça örneği var.

“Mesele, yağmurun yere düştüğü kilogramı veya altyapıyla tek başına izah edilemez”

Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim: 1986’da, 6 milyonu biraz aşan nüfusta bir İstanbul, 94 yılında 8,5 milyon civarında bir İstanbul ve 2019’da, yani 25 yıllık bir yönetimle bulunduğu esnada 2019’da 15 milyonu aşan, 15,5 milyon ve 16 milyona yaklaşan nüfusuyla bir İstanbul. Yani temel mesele, yağmurun yere düştüğü kilogramı veya altyapıyla tek başına izah edilemez. Temel mesele, esasen bir yerleşimle ilgili nüfus planlamasıyla, kentleşmeyle ilgili izah edilebilir, kentleşme sorunuyla izah edilebilir. Yani bugün baktığınızda, Kağıthane arka çeperinde bulunan ve Ayazağa bölgesinde çok yoğun ve şaşırtıcı görüntülerin olduğu bir bölüme baktığınızda, arada kurulmuş olan, vadiye yerleştirilmiş olan son 10-15 yılın yüzbinlerce nüfusunun bir dere yatağına kuleler halinde dizilmiş olmasını, bundan ayrı tutamazsınız. Yani derelerin, dere yataklarının, su havzalarının yapılaşması büyük bir sorundur. Bu davayla çok ilgilidir. Çünkü İstanbul; rant, yağma, imar artışı gibi konularla hayatımızı ne yazık ki yıllardır meşgul ediyor.

Dedim ya savunmamda buna özel, özenli bir şekilde özellikle konuları geldiğinde bahsedeceğim bazı kıyaslamalar ortaya koyarken. Fakat tek başına Sazlıdere Barajı’nın, neredeyse İstanbul’un görünmeyen ama en önemli su havzalarından birinin, yaklaşık 136 milyon metrekarenin, göz göre göre, sadece bir tek imzayla yok edilmesinin ve oraya 2 milyona yakın nüfusun hazırlık yapılmasının, bunun hiçbir teknik altyapısının olmamasının…

“Bunu yapanlar tabii ki Ekrem İmamoğlu’nu İstanbul’da istemedi”

Bakın şu anda orada kurulan şehirlerin kanalizasyonunun bile hangi arıtmaya gideceği belli değil. Böyle bir ortamda, böyle bir müdahalenin yapıldığı bir ortamda, bunu yapanlar tabii ki Ekrem İmamoğlu’nu İstanbul’da istemedi. Ekrem İmamoğlu’nu derken, temsil ettiğimiz belediyeciliği istemedi. Hani kulelere kızılıyordu. Bizim karşı çıktığımız kuleler bile Ankara’dan izin alarak işine devam etti. Niye Resul Emrah Şahan burada? Taş Yapı kulesine baktığınızda o beton yığınını gördüğünüzde bunun cevabını çok rahatlıkla bulabilirsiniz.

O bakımdan gerçekten dün ağır bir yağış yağmıştır, 86’dan bu yana 40 yılı aşan bir süredir en fazla yağış düşmüştür ama bugün yaşananların sorunu dündedir, bugün de değildir. Ve ne yazık ki aynı akılla yollarına devam etmek isteyen bir zihniyetle mücadele eden bir belediye başkanı ve onun arkadaşları, onun teknik arkadaşları ağırlıklı olarak burada tutsaktır. Yol arkadaşları, belediye başkanları burada tutsaktır ya da başka davalardan başka bir şekilde tutsaktır.

Dün şöyle bir baktım, yani ben bulunduğum durumu merkeze koyuyorum, kötülerle mücadele diye adlandırıyorum. Bir ok çıkardım, yuvarlak içine dünkü sel baskınını yaptım. Vallahi bu bizimle ilişkili. Halk TV’ye kayyım atanması; bizimle ilişkili. Fon soygunu, nasıl bizimle ilişkili olduğunu adım adım… 2025 yılında operasyonun yapılmasından 2 ay önce diplomama müdahaleyi nasıl böyle titizlikle, hani dedi ya ‘Kuyumcu terazisi hassasiyetiyle takip ediyoruz bu davayı’ diye Adalet Bakanı… Seviyorlar kuyumcuyu. Dedi ya tam da oradan baktığınızda evet, asıl soygun fon vurgunuyla ilişkili. İBB operasyonu zaten ilişkili benimle, yani kötülerle mücadelemizde.

İstanbul, sel ve su baskınını zaten söyledim. Dolayısıyla aslında dün yaşadığımız olaylar bizim etrafımızda dönen, dün Meclis’e fonla ilgili kanun tasarısının sunulduğu esnada oraya bir Maliye Bakanı’nın göbeğindeki kurum SPK’nın başkanının gelememesi bizimle ilişkili. Bütün Türkiye’nin ve aziz milletimizin bütün bunları görmesini diliyorum.

Görmelerini engelliyor olabilirler, geliyor olabilirler ama bilsinler ki aile büyüğümün dediği gibi, kulağımızı 87 milyonun kulağını kesemeyeceklerine göre bu kulaklar duyacak. Bu kulaklar duyacak. Duymaları için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Bu vurgunlara karşı dimdik duracağız.

“Bu kulak mayıs, haziran aylarında duymaya başladı; İstanbul’a ve sana gelecekler”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik bir operasyon süreci başladı 19 Mart’ta. Dedim ya; esasen düzen 31 Mart 2024 itibariyle kuruldu. Beklemedikleri bir yenilgiyi aldılar. Beklemedikleri. Şok oldular. Ters yüz oldular, alabora oldular. Sayın Özgür Özel’in liderliğindeki siyasi mücadele muazzam bir zafer kazandı millet adına. Bu zafer, 25 yıllık siyasi haritasındaki tek kaybı olmuştur AK Parti’nin. Dolayısıyla 2024’ün hemen sonrasında tetiğe basıldı. Süreç konuşulmaya başlandı. Kesemedikleri bu kulak, bunu duymaya başladı. Ne zaman? Mayıs, haziran aylarında duymaya başladı: İstanbul’a ve sana gelecekler.

Ve biz, bu müdahalenin ilk yerinin, özellikle kurcaladıkları noktanın sonrasında bütün üyelerini değiştirerek ahmak davası ile ilgili istinafta kararı çıkartmayı başardıkları o davayla ilgilenmeleriyle öğrendik. Kapılarını nasıl aşındırdıklarını, oradaki insanları nasıl tehdit ettikleriyle öğrendik.

“2024 mayıs haziran gibi İstanbul’a bir başsavcı atanacağını, bunun bir bakan yardımcısı olacağını, İstanbul’da bir operasyona başlanacağını duydum”

2024’ün mayıs, haziran aylarında ve akabinde yaz döneminde İstanbul’a bir başsavcı atanacağını, bunun bir bakan yardımcısı olacağını ve İstanbul’da bir operasyona başlanacağını, temmuzda, haziranda duydum. Arşivi açın, bakın. Bu kaygılarımı ve bu duyduklarımın karşısındaki sert cevabımı ya ağustos sonudur ya eylül başıdır, Sözcü TV’ye katıldığım bir programda alıp izleyin oradaki tepkimi göreceksiniz. Açın 2024 ağustos sonu ya da eylül başı. Ve bunu ben konuşmadım, yargı çevresi bunu konuştu. Yargının üst düzey yetkilileri, İstanbul’da da Ankara’da bunu konuştu.

Ve bu duyduklarımın en yakın şahidi… Ki kendisiyle çok büyük bir uyum içerisinde millete hizmet yolunda and içmiş bir kimlikle Sayın Özgür Özel çok iyi bilir. Çünkü onunla bu süreçlerdeki hangi tespiti yakalamışsam paylaştım. Kendisi de biliyorlar. Evet ekimin başında siyasi görevden hukuksuz bir biçimde İstanbul’a atanan görevlendirilmiş kişi, İstanbul’daki mücadelesine, benimle olan mücadelesine başladı. Ve bu mücadele işte 19 Mart’a gelene kadar Esenyurt’la birlikte kendini göstermeye başladı.

Ben, dün söyledim; usulsüz bir şekilde belediyemize gelip yani belediyeden evrak isteseniz evrak mı kaçıracaklar bir operasyonda sizden? Polisle baskın yapar gibi evrak almaya geldiler. İşte Kültür AŞ, Medya AŞ, başka birimler vesaire vesaire. Buradaki arkadaşlarım biliyorlar. Sadece görevini yapmakla uğraşan işte Medya AŞ genel müdürümüz burada veya arkadaşlarımız, sadece işini yapmakla görevli olan bu insanlar hesap vermekten çekinmediler ki nasıl hesap verdiklerini buradaki denetimlerdeki sayılardan birazdan bahsedelim.

Evet, onlardan isteseniz yani yargıya evrak mı vermeyecekler ya. Ama niye? Gözdağı veriyorlar. Birisi geldi İstanbul’a. Birisi geldi. Şiddetli birisi geldi. Ben kendisini aradım. İki hafta sonra aradım bunları yaşattıktan sonra. Dün gibi hatırlıyorum, kayıtlarımda da var. Çıkarttım istedim yani, İBB’nin kayıtlarında da var.

“Aradım, telefonu açtı; çok çok tiz bir sesle ‘Buyurun efendim’ dedi”

En fazla 23’ü, 24’ü Cumhuriyet Bayramı’ndan bir hafta önce bu günlerde tam iki sene önce. Telefonu bende yok, kendisini aradım. Ve kendisi telefonunu açtı, dedim ki: ‘Ben İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu.’ Tanımıyorum çünkü telefonunu bir yerden aldılar protokolden. Çok çok tiz bir sesle ‘Buyurun efendim’ dedi. Ben dedim: ‘Bu tür müdahaleleri görüyorum ve sizden randevu istedim bir hafta 10 gündür randevu vermiyorsunuz. Niçin vermiyorsunuz?’ dedim. ‘Çok yoğunum.’ ‘Bakın’ dedim, ‘Sizi İstanbul Valisi ziyaret etti teamül gereği, İstanbul Valisi’nden sonra ziyaret etmesi gereken kişi benim. İstanbul yargısının en fazla hizmet aldığı kurumdur İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Buradaki yargı mensupları da bilir, savcısından hakimine, arabalarından tahsisli servislerine kadar başka hizmetlerine varıncaya kadar en çok hizmet aldıkları kurumdur.

“‘Bana bu hafta randevu verin ya da vermeyin’ dedim”

Dedim ‘Ben sizi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak aramıyorum ha’ dedim. ‘Ha demek yani yoğunsunuz, ben size gelip yarım saat ne oluyor ne bitiyor diye sohbet edip hayırlı olsun demekten başka bir niyetim yok.’ ‘E bir iki hafta içinde hallederim.’ Dedim: ‘Bak hala siz dalga geçiyorsunuz.’ Yine o hiç unutmadığım kulağımda duran tiz sesiyle taklit yapmayacağım burada. ‘E ben hemen çözmeye…’ ‘Çözmek değil bana ya dedim bu hafta randevu verin ya da vermeyin.’ Bu kadar net.

“30 Ekim’e randevu verdi, aynı günün sabahı Esenyurt Belediyesi’ne operasyon yaptı”

Ve akabinde özel kalemle görüşerek bayağı ulaştılar bir açık iki gün ki hiç unutmuyorum çarşamba günü 30 Ekim’e randevu verdi. Saati de belli, kayıt da var. Ve 28 Ekim, 29 Ekim’de coşkulu Cumhuriyet Bayramı’nı kutladık. 30 Ekim sabahı o kişi Esenyurt Belediyesi’ne operasyon yaptı. İşte ve bir gün önce de o randevuyu iptal etti. Talep ettim, bir gün sonra da Esenyurt’ta operasyon yaptı.

“Bütün bunlar sistemli, örgütlü bir çalışmanın muamelesi; kimse bize sistemden, örgütten bahsetmesin”

Bakın, bütün bunlar bir sistemli sistem. Sistemli, örgütlü bir çalışmanın muamelesidir. Onun için kimse bize sistemden, örgütten bahsetmesin. Onun için tabii ki davanın kendisine geliyorum. Bunların hepsi o davanın bir parçası. Ama bunları bir sanık olarak yapmayacağım. Kendimi aklamak için de yapmayacağım. Çünkü aklanması gereken kişi ben değilim. Aklanması gereken birinci kişiyi biliyorum. İkinci kişiyi de biliyorum. Üçüncü kişiyi de biliyorum. Sıralamasını yaptım, isimlerini vermeyeceğim. En az benim kadar 87 milyon bu üç kişiyi tarifleyecektir. Aklanması gereken onlardır ve onlar olacak. Hem millet huzurunda, hem yargı huzurunda, hem yüce Yaradan huzurunda.

Güncellenecek…

İmamoğlu, savunmasının ilk gününde neler söyledi?

Ekrem İmamoğlu, dün ilk kez savunma yaptı. İmamoğlu, savunmasında, “Bir demokrasiyi öldürmenin üç yolu vardır. Hakemleri ele geçirmek, oyuncuları oyundan atmak, oyunun kurallarını değiştirmek. Biz, bu üçünü de yaşadık. Hâkimler, yargı ve seçim kurullarıdır. Oyuncular adaylar, liderler, partiler, belediye başkanlarıdır. Kurallar ise Anayasa ve Meclis’tir. Bunu üç kelimeyle anlatabilirim. Adaysızlaştırma, lidersizleştirme, partisizleştirme. İşte aslında bu üç kelime, içinde bulunduğumuz bu davanın, bu mahkemenin, içinde olduğu iddianamenin, yani iftiranamenin aslında net tarifidir. Bunlar üç ayrı mesele değildir. Aynı sonuca giden üç yoldur” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın “Türkiye’de şahsım dahi hiç kimse eleştirilemez değildir. Şamar oğlanı istikrarsız mantığıyla tamamen nefret siyasetiyle kadrolarımıza, kabine üyelerimize karşı haysiyet cellatlığı yapılmasına müsaade etmeyeceğiz. İfade özgürlüğü, önüne gelene iftira atma serbestisi değildir. Kamu adını hesap sorduğunu iddia eden herkes görevini sorumluluk bilinciyle yapmalıdır” sözlerini de hatırlatan İmamoğlu, “Tebrik ediyorum. Çok güzel söylemiş. Bu söz Sayın Cumhurbaşkanı’na ait. Ben de buradan söylüyorum. Kim ki ya yargılaması bitmeden ya yargılaması sonuca ermeden birisi hakkında iftira atıyor, kim ki birisi hakkında haysiyet cellatlığı yapıyor, kim ki bir insanın ailesini aşağılıyor, çocuğunu, gencini, evladını, annesini, babasını hırsız ilan ediyor; haysiyetsizdir, namussuzdur, şerefsizdir. Kim yapıyorsa” dedi.

Kitabının basılamadan toplatılmasını da eleştiren İmamoğlu, kitabının toplatıldığı günün detaylarını ilk kez açıkladı. “Polis sözde kendi bölgesinde gezerken, tesadüf o ya tam da benim kitabımın basılmaya başlandığı gün, tam da o matbaaya, ‘Usulsüz ve bandrolsüz kitap basıldığı’ bilgisini alıyor” diyen İmamoğlu, tutanakta belirli bir kitaptan söz edilmediğini belirterek, “Kötülüğü bile ellerine yüzlerine bulaştırmışlar. Bandrolsüz kitap yalanıyla oraya gidiliyor ama dakikalar içinde bir anda bandrolsüz kitap uçuyor, söz konusu kitap geliyor; o da Ekrem İmamoğlu’nun bandrollerini aldığı kitap. Zira polis matbaada yasal olarak temin edilmiş, kitaplara yapıştırılmak üzere hazır vaziyette 22 bin adet bandrol bulunuyor; çünkü bandrol resmî olarak alınmış. Bandroller bulununca derhal soruşturma konusu değişti ve gerçek artık gizlenemez oldu. Aslında aranan delil benim kitabımdı ve yok edilmek için aranıyordu ve kitabımdan korktular” diye konuştu.

İmamoğlu savunmasında, “2017’de, OHAL şartlarında mühürsüz oylarla gölgelenmiş bir referandumla tehlikeli düzene geçilmiştir. Bu bugün ülke kararnamelerle yönetiyor hem de kimseye hesap vermeyen tek bir imzayla. Bugün bir kesim ve özellikle saray zihniyeti, ‘Devlet gitsin, ben kalayım’ diyor. Devlet, önce bir partinin devleti yapıldı, şimdi ise ülkenin önündeki esas tehlikeli eşik bir ailenin devleti yapılmak istenmesidir. Bu Cumhuriyet’ten geri dönüş değil, tam gaz geri dönüş demektir. Peki, bir iktidar neden rakiplerinden kurtulmak ister? Neden karşısına çıkacak adayı kendisi seçmek ister? Cevap basittir, net olarak hesap vermemek için. Rakipsiz iktidar ceberrutlaşır” ifadelerini kullandı.

Savunmasında, “İBB davasının dezenformasyon trolü ve ağına aldığı medya ile manipüle ettirilen şahıs görevinden kovuldu” iddiasını da dile getiren İmamoğlu, “Diyeceksiniz ki İmamoğlu, kötü akıllı bir basın sorumlusunun kovulmasını niye anlatıyor? Bunun casuslukla ne ilgisi var? Onun yanıtını ben değil, bilakis bana muhalif yayın ve sosyal medya hesapları veriyor. Bize casusluk elbisesini biçen arkadaşlar, o kovulan danışman için bir başka ülkenin istihbarat servisine hizmet ettiği iddiasını ben değil, onlar dile getiriyor. Tabii ki bir iddia. Kimseyi karalamıyorum. Sadece burada eşdeğer bir biçimde önlerine koyuyorum” dedi.

İmamoğlu, İBB davasında savunmasının ilk bölümünü yaptı: Bir demokrasiyi öldürmenin üç yolu vardır, biz üçünü de yaşadık!

İBB davası cumartesi günü de devam edecek, ara karar açıklanacak

Mahkeme başkanının duyurduğu programa göre İmamoğlu ve avukatlarının savunmaları için çarşamba, perşembe, cuma ve cumartesi günleri ayrıldı. Ayrıca duruşma 17 Ekim Cumartesi günü de sürecek.

Heyet, ara kararını İmamoğlu ve avukatlarının savunmalarının tamamlanmasının ardından açıklayacak.

İlk duruşmada savunma yapamamış, “kamu görevlisini tehdit” suçlamasıyla soruşturma başlatılmıştı

İBB davasının ilk duruşmasının 64. gününde iş insanı ve İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş‘in avukatı Nergiz İnce’nin savunması, İmamoğlu’nun savunmasına başlayacağı gerekçesiyle yarıda kesilmişti. Aynı gün Ankara’da NATO Zirvesi devam ediyordu. Verilen öğle arasının ardından İmamoğlu savunmasını yapmak için kürsüye gelmiş, mahkeme başkanı ile arasında savunma süresinin kısıtlılığı nedeniyle tartışma çıkan İmamoğlu, CMK 203 kapsamında duruşma salonundan çıkarılmıştı. Mahkeme, İmamoğlu’nun savunma hakkında feragat ettiğini söylemişti.

İmamoğlu salondan çıkarılırken, “Benim Ankara’da yargılayacaklarım buradaki yargılamayı yönetmeye çalışıyor. Adalet Bakanlığı çöküş bakanlığıdır. Adalet millete aittir, ben millete konuşuyorum. Millete yüzümüzü dönelim” ifadelerini kullandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, İmamoğlu hakkında duruşmadaki, “Ben savunma yapmam, ben yargılayacağım, yargılayacağım merak etmeyin, ben iddianameyi yapanları yargılayacağım…”  sözlerini gerekçe göstererek “kamu görevlisini tehdit” iddiasıyla soruşturma başlatmıştı. 

İBB davasında 64. gün | İmamoğlu savunma yapamadan ilk celse bitti, hakkında “kamu görevlisini tehdit” iddiasıyla soruşturma başlatıldı

İBB davasında savunma yapamayan İmamoğlu’nun avukatlarından reddi hâkim talebi: Savunma hakkı sistematik biçimde ihlal edildi”

 

(Editör: Özlem Ateş)

Post navigation

Previous MSB’den F-35 ve CAATSA açıklaması: Müttefiklik ruhuyla bağdaşmayan yaptırım ve kısıtlamalar kaldırılmalı
Next İzmir Urla’da jandarma 34 düzensiz göçmeni yakaladı, sürücü gözaltına alındı

Related Stories

İran’da kapsamlı savaşa topyekûn hazırlık

İran’da kapsamlı savaşa topyekûn hazırlık

18 Ekim 2026
Vali Aktaş ve Başkan Büyükakın, yağış öncesi Kocaeli Kartepe’de ekipleri ziyaret etti

Vali Aktaş ve Başkan Büyükakın, yağış öncesi Kocaeli Kartepe’de ekipleri ziyaret etti

18 Ekim 2026
Şanlıurfa’da korkunç olay! 8 yaşındaki kız çocuğuna ütüyle işkence iddiası: 3 gözaltı

Şanlıurfa’da korkunç olay! 8 yaşındaki kız çocuğuna ütüyle işkence iddiası: 3 gözaltı

18 Ekim 2026

Kategoriler

  • Eğitim (102)
  • Ekonomi (33)
  • Haber (3.188)
  • Sağlık (21)
  • Tanıtım (3)
  • Teknoloji (13)

Son Yazılar

  • İran’da kapsamlı savaşa topyekûn hazırlık
  • Vali Aktaş ve Başkan Büyükakın, yağış öncesi Kocaeli Kartepe’de ekipleri ziyaret etti
  • Şanlıurfa’da korkunç olay! 8 yaşındaki kız çocuğuna ütüyle işkence iddiası: 3 gözaltı
  • Kırşehir’de Cacabey Medresesi önünde bilim ve astronomi etkinliği gerçekleştirildi
  • Sinmiş yemek kokularına son! Mikrodalganızı limon gücüyle saniyeler içinde yenileyin
  • İBB davasında İmamoğlu’nun çapraz sorgusuna geçildi
  • Kırşehir’de 341 bin liralık kredi kartı dolandırıcılığında 3 şüpheli tutuklandı
  • Fidan, Bağdat’ta İranlı mevkidaşı Arakçi ile görüştü
  • AK Partili Fatma Betül Sayan Kaya’nın ablası yeni görevine başladı
  • İmamoğlu, İBB davasının 101. gününde makam arabalarını eleştirdi
  • Kristal Piksel 2026 Sahiplerini Buldu: Yılın Oyunu Anomaly President Seçildi!
  • UKMTO: Suudi Arabistan’ın kuzeydoğusunda petrol tankeri vuruldu
  • Kars Emniyeti, Nuri Paşa Yurdu’nda öğrencilere KADES kurulumu yaptı
  • Süreçte gözler güvenlik değerlendirmelerinde: ‘Raporlar olumsuz olursa, süreç durabilir’
  • TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan Mekke Anlaşması açıklaması: Üçüncü bir ülkeye karşı bir husumet anlaşması değildir
  • Reklam Görmek Yetiyor: İsrail Telefonlara Sızıyor
  • Trump’ın başını ağrıtan eski gelin: Atina’ya atandı, istifa etmek zorunda kaldı… Yunan inşaat devi ile ilişkisi ortaya çıktı
  • Evde yangın çıkmıştı: Anne ve oğulun ardından baba da kurtarılamadı
  • Baybaşinlere suikastın perde arkası… Üç çeteyi birleştiren ‘öpücük’
  • Mezdeke dansçısı Aynur’un davasında kahreden detaylar: Yıllar sonra gelen itiraf
  • Fransa’da market buzdolaplarına kriz çıkartan hack: Milyonlarca gıda bozuldu
  • 2.500 konteynır taşıyan gemide patlama: Düşen konteynırları yağmaladılar
  • ‘Mezdeke Aynur’ cinayetinde sanıklar hakim karşısında

You may have missed

İran’da kapsamlı savaşa topyekûn hazırlık

İran’da kapsamlı savaşa topyekûn hazırlık

18 Ekim 2026
Vali Aktaş ve Başkan Büyükakın, yağış öncesi Kocaeli Kartepe’de ekipleri ziyaret etti

Vali Aktaş ve Başkan Büyükakın, yağış öncesi Kocaeli Kartepe’de ekipleri ziyaret etti

18 Ekim 2026
Şanlıurfa’da korkunç olay! 8 yaşındaki kız çocuğuna ütüyle işkence iddiası: 3 gözaltı

Şanlıurfa’da korkunç olay! 8 yaşındaki kız çocuğuna ütüyle işkence iddiası: 3 gözaltı

18 Ekim 2026
Kırşehir’de Cacabey Medresesi önünde bilim ve astronomi etkinliği gerçekleştirildi

Kırşehir’de Cacabey Medresesi önünde bilim ve astronomi etkinliği gerçekleştirildi

17 Ekim 2026
| DarkNews by AF themes.
casibom
casibom
casibom