TBMM Genel Kurulu’nda Halk TV’ye kayyum atanmasıyla ilgili gelişmelerin araştırılması amacıyla verilen grup önerisi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Görüşmeler sırasında muhalefet milletvekilleri kanala kayyum atanmasına tepki gösterirken, AKP sıralarından operasyonun yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında yapıldığı savunuldu.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı. Genel Kurul’un gündemine geçilmeden önce Yeni Parti’nin Halk TV’ye kayyum atanmasıyla ilgili gelişmelerin araştırılması amacıyla verdiği grup önerisi görüşüldü. Önerge, yapılan görüşmelerin ardından AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
Önergenin gerekçesini açıklamak üzere söz alan İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, adil yargılanma, lekelenmeme ve kendini savunma haklarına dikkati çekerek kanala kayyum atanmasına tepki gösterdi.
“İdam cezası yok, televizyonu niye idam ettiniz?”
“İdam cezası yok, televizyonu niye idam ettiniz? Orada çalışanlara yazık değil mi? Bize yazık değil mi onları izleyenler olarak? Ceza katlanarak geliyor. O zaman sizden ricam empati yapmanızdır. Halk TV’yi çalışanların kayyumluğuna bırakın. Madem kayyum merakınız var, madem kayyum olsun istiyorsunuz, karartmak, kapatmak yerine çalışanlarına bırakın, onlar kooperatifle, imeceyle bu işi hallederler. Bizim mutlaka ve mutlaka buna bir çözüm bulmamız lazım. Halk TV’de kimse yargılanmasın, Halk TV aman hukuktan uzak… Öyle bir şey yok efendim ama yayını sürsün, yayını ortadan kaldırdınız.”
Yeni Yol Grubu adına konuşan Ankara Milletvekili İdris Şahin ise Anayasa’nın 28’inci maddesindeki “Basın hürdür, sansür edilemez” hükmünü hatırlatarak Halk TV’ye yönelik işlemin demokratik bir ülkede yaşanmaması gerektiğini söyledi.
“Bu memleket sizin çiftliğiniz değil”
“Gerçekten bugün sabah karşılaştığımız manzara demokratik bir ülkede en son göreceğimiz hadisedir. Çünkü biz yıllarca, özellikle manşetlerle vuruşa vuruşa iktidara gelen bu sıralardaki arkadaşların söylediği bir söz vardı: ‘Sabah kapımızı çalanın sütçü olduğuna emin olduğumuz anda Türkiye’de tam manasıyla demokrasinin yerleşmiş olduğunu anlarız.’ demiştik. Ama üzülerek ifade ediyorum ki 24 yılın sonunda gelinen aşamada artık kapıyı sabahın köründe kimlerin çalacağını net olarak görüyoruz. Bu çok acı ve vahim bir tablo. Bugün halkın televizyonundan derhâl elinizi çekiniz. Halkın televizyonundan elinizi çekiniz ki burada milyarlarca liralık fon vurgununda milletin parasının hesabını sormaya gelince ortada yoksunuz, gazetecileri susturmaya gelince bütün gücünüzü seferber ediyorsunuz. Gerçekten bu işlerden sıkılmak gerekir. Biraz da hukuktan korkmak gerekir.”
İyi Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşcı da konuşmasında suç isnatlarıyla halkın haber alma hakkı arasında bağ kurulmasına tepki göstererek kamu gücünün suçun üzerini örtmek için kullanılmasına karşı olduğunu ifade etti.
“Gazeteciliği susturmak bir suçla mücadele yöntemi değildir”
“Suç işleme özgürlüğü diye bir şey olmaz; iktidar için de olmaz, muhalefet için de olmaz, medya için de olmaz. Hiçbir medya patronunun Ziraat Bankası’nın 800 milyonluk kredisini batırmak, kamuyu zarara sokmak gibi bir özgürlüğü olamaz mesela. Hiçbir medya patronunun Halkbank’a ‘Oradan bana 2 milyon yolla’ talimatı vermek gibi bir hak ve özgürlüğü olamaz. Ama bu sabah yaşadıklarımız, bu sabah mevzubahis olan suç isnatları ile halkın haber alma hakkı arasında nasıl bir illiyet bağı kuruldu ki şafak baskını gazeteciliğe yapıldı. Gazeteciliği susturmak bir suçla mücadele yöntemi değildir, olamaz. Bir kayyum atanacaksa eğer Türkiye’ye sefil yaftası astıranlara atayalım hep beraber.”
CHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Kadri Enis Berberoğlu, 35 yıllık medya geçmişinde tehdit edildiğini ve görevden alınması için girişimler yapıldığını belirterek medya kuruluşlarının siyasi tutumlarına göre değerlendirilmesine karşı çıktı.
“Her medyayı, rahatsız ettiği siyaset grubu ortadan kaldırmaya çalışırsa bu iş yürümez”
“Bu kanal bir muhalefet kanalı, hiç tartışmasız bir şekilde, hiçbir şekilde bu kanalı eleştirmeden sözlerime başlamak istiyorum. Çünkü bu kanal AKP’yi kızdırdığı zaman ‘İyi muhalefet yapıyor’ ama CHP’ye tavır koyduğu zaman ‘Kötü muhalefet yapıyor’ diye bir ayrıma gitmek zaten medya mesleğinin temel ilkelerine aykırıdır. Her medyayı, rahatsız ettiği siyaset grubu, parti, kişi o medya grubunu ortadan kaldırmaya çalışırsa bu iş olmaz, yürümez, bunun da adına ne ‘demokrasi’ denir ne ‘ifade özgürlüğü’ denir ne ‘medya ve basın özgürlüğü’ denir.”
DEM Parti Grubu adına konuşan Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk de ifade özgürlüğünün baskılanmasının toplumsal sonuçlarına değindi.
“Bir medya kanalı bu şekilde kayyuma devredilemez, bunun adı el koymadır”
“İfade özgürlüğü portakal, elma değil, göstererek önemini anlatamıyoruz, çok üzgünüm ama topluma baktığınız zaman toplumun hâlinden bu özgürlüğün bu derece baskılanmasının sonuçlarını görebilirsiniz, sosyal çöküşü görebilirsiniz, ahlaki çöküşü görebilirsiniz ve bunun medya ve ifade özgürlüğüyle çok ilgisi var. Halk TV’yi kapatıyorsunuz. Açıkçası Halk TV benim kendimi herhangi bir dönemde çok yakın hissettiğim bir mecra olmadı ama bunun hiçbir önemi yok. Bir medya kanalı bu şekilde yayın durdurularak kayyuma devredilemez. Bunun adı ‘el koymadır’ bütün medyaya.”
AKP Çorum Milletvekili Oğuzhan Kaya ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açıklamasına atıfta bulunarak, tedbirlerin MASAK ve mali inceleme raporları doğrultusunda alındığını, kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu hakkında yakalama kararı bulunduğunu söyledi.
“30 milyarı aşkın para hareketlerine cevap verirler”
“Yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırmak, rüşvet ve hakkında birçok soruşturma olan ve bu soruşturmaların kapsamında elde edilen paraların birçoğunun da Halk TV’de kullanıldığı, Halk TV aracılığıyla aklandığı Cumhuriyet Başsavcılığı iddiasıyla ortaya konulurken bu soruşturmayı itibarsızlaştırmak ve Halk TV’nin aranması, el konulması işini ‘Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü’ diyerek itibarsızlaştırmaya çalışmak doğru değildir. Türk yargısında iddialara, 30 milyarı aşkın para hareketlerine, Halk TV’ye harcanan paralara, alınan rüşvetlere, İstanbul ve İzmir’de kurulan şirketlere, bu şirketler üzerinden aklanan paralara cevap verirler. Bir soruşturma varken ve bu soruşturmada ciddi deliller varken biz bunlara göz yumamayız. Kayyum atanması basın özgürlüğü için değil, Halk TV sahibinin ve diğerlerinin suç örgütünün suç soruşturmalarını takip etmek için yapılmıştır. Bu operasyon medyanın durdurulması değil, medyayı kullanarak zenginleşen, medyayı ve basın özgürlüğünü kullanarak paraları aklayan firarda olanların ele geçirilmesidir. Konu gazetecilikle yakından uzaktan alakalı değil, yolsuzlukla alakalıdır. Beslendiği belediyeler rüşvet çarkı içerisinde boğulurken aynı belediyelerden ihale alan ve bunlarla beslenen televizyoncuları aklayamayız, onlar da bu operasyonlarda gerekli işleme tabi tutulacaklardır. Türkiye’nin hukuk devleti çerçevesinde ve kanunların verdiği yetki içerisinde Cumhuriyet Başsavcılığı gerekli işlemleri yapmış, yapmaya da devam edecektir. Burada büyük bir yolsuzluk ve rüşvet operasyonu vardır. Bu, bir gazetecilik ya da basın özgürlüğü değildir.”
Araştırma önergesinin reddedilmesinin ardından söz alan Grup Başkanvekili Murat Emir, AKP’li Kaya’nın açıklamalarına tepki göstererek tutuklama ve kayyum uygulamalarının cezaya dönüştüğünü savundu.
“Siz sadece bir milletvekilisiniz; savcı değilsiniz, hâkim değilsiniz”
“Sayın Milletvekili, siz sadece bir milletvekilisiniz; savcı değilsiniz, hâkim değilsiniz. Herkes yargılanabilir, herkes hesap verebilir ama bağımsız mahkemelerde. Ama tutuklanmadan ve şirketler bakımından, kanallar bakımından da o kanalda bir suç varsa o suçun üstüne gidilir. Ama o kanalı kurarken ‘Sen bir yerden para aldın’ iddiasıyla o kanalın kapatılması, nefesin kesilmesi, sözün bitirilmesi ve milletin gözünden fon vurgununun, yolsuzluğunun kaçırılma girişimidir. Sizin bu hırsızlıklarınızı, bu yolsuzluklarınızı millet duymazsa, millet görmezse siz de üstünü kapatabileceğinizi zannediyorsunuz ama yargıçlarla, tutuklamalarla, kayyumlarla buraya kadar yapabilirsiniz. Yolun sonuna geldiniz.”
Yeni Yol Grubu adına söz alan Bülent Kaya da savcılığın Halk TV operasyonuna ilişkin açıklama yapmasına karşın, fon krizi kapsamında adı geçen AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya hakkında kamuoyunun bilgilendirilmemesini eleştirdi.
“Başsavcılık, Fatma Betül Sayan’la ilgili niçin herhangi bir açıklama yapmıyor?”
“Peki, aynı Cumhuriyet Başsavcılığı bu fakir fukaranın 2 milyar 200 milyonunu çarpan Fatma Betül Sayan’la ilgili niçin herhangi bir açıklama yapmıyor? Niçin hangi sebeple ifadeye çağırdığına dair bir basın açıklaması yapmıyor da bunu sadece muhalif olduğu söylenen kişilerle ilgili yapıyor?”
Eleştirilere yanıt veren AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ise Halk TV soruşturmasının yargının işi olduğunu ve araştırma komisyonu kurulmasına gerek bulunmadığını savunarak fon krizine ilişkin verileri paylaştı.
“282 kişi hakkında hukuki işlem yapıldı, 84’ü tutuklandı”
“Bu konuda bütün meseleyi vuzuha kavuşturacak şekilde bu operasyonun niçin yapıldığı ve bu konunun yargının işi olduğu, yargının kendi işini yapması ve sonucunu beklememiz gerektiği… 282 kişi hakkında hukuki işlem yapıldı bugüne kadar. Bunlardan 84’ü tutuklandı, 27 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı, 99 kişi hakkında da adli kontrol tedbiri uygulandı. Hangi görüşten olursa olsun, hangi partiye mensup olursa olsun milletimizin hakkına, hukukuna girenlerden hesap soruyoruz ve soracağız, bundan herkes emin olsun.”
( ANKA )