Halk TV’ye düzenlenen operasyonun ardından kanala kayyum atanması, canlı haber yayınlarının durdurulması ve çalışanların binaya alınmaması basın dünyasında tartışmalara neden oldu. Yaşanan gelişmelerin ardından Ankara merkezli basın dayanışma ağı Basın Kulübü Derneği’nin yönetim kurulu başkanı Mustafa Turan, gazeteciliği bıraktığını duyurdu.
Mesleğe 15 yılını verdiğini belirten Turan (33), 800’den fazla gazetecinin yer aldığı Basın Kulübü’nün WhatsApp grubuna gönderdiği açıklamada Halk TV’de yaşananların yıllardır biriken mesleki ve ekonomik sorunların son halkası olduğunu ifade etti.
ODATV’YE KONUŞTU: YA SAĞLIK TURİZMİ YA ÇİFTÇİLİK
Gazeteciliği bırakma kararının ardından Odatv’ye konuşan Mustafa Turan, bundan sonraki hayatına ilişkin planlarını açıkladı.
Turan, “Sağlık turizmi ile ilgili işlere girme düşüncem var, araştırıyorum. Veya memlekete dönüp çiftçiliğe başlayabilirim” dedi.
Çocukluk yıllarından itibaren gazeteciliğin içinde olduğunu ve mesleği alaylı olarak öğrendiğini belirten Turan, geçmişte gazeteciliğin hem saygınlık hem de ekonomik açıdan daha iyi koşullara sahip olduğunu söyledi.
Turan, “Başladığım senelerde gerek mesleki saygınlık gerekse ekonomik geçim güzeldi, yerindeydi. Ancak son beş yıldır mesleğin tadı tuzu kalmadı. Gelirler düştü, dijital dönüşüm süreci plansız ilerledi. Hâlâ tam uyum sağlanmış değil” ifadelerini kullandı.
FLASH TV’DEN KAYYUM SÜRECİNE, ORADAN YEREL MEDYAYA
Meslek hayatının bir bölümünü Flash TV’de geçiren Mustafa Turan, burada çalıştığı dönemde kanala uygulanan ağır cezaların ve yaptırımların etkilerini yaşadığını anlattı.
Flash TV’deki kayyum sürecinin ardından kısa bir süre serbest gazetecilik yapan Turan, daha sonra kendi haber ajansını kurduğunu söyledi.
Bursa’da kurduğu ajansı üç yıl boyunca aktif olarak yönettiğini belirten Turan, yerel basının ekonomik şartlarının yayıncılığı sürdürmeyi giderek zorlaştırdığını ifade etti.
Turan, Basın İlan Kurumu ilanlarından yararlanmak için aranan personel koşulları ve gelir yetersizliği nedeniyle ilan sistemine dahil olamadıklarını belirtti.
Hem gazeteci hem de yerel medya işletmesi sahibi olarak ekonomik darboğaz yaşadığını dile getiren Turan, işletme giderlerinin karşılanmasının ve çalışanların emeğinin karşılığının verilmesinin artık taşınamayacak bir yük haline geldiğini söyledi.
“İKİ YIL İÇİNDE BİRÇOK MEDYA KURULUŞU KAPANABİLİR”
Odatv’ye verdiği demeçte Türk basınının geleceğine ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulunan Turan, medya sektöründe yaşanan ekonomik krizin daha büyük bir kapanma dalgasına dönüşebileceğini savundu.
Gazeteciliğin dijital dönüşüme hazırlıksız yakalandığını belirten Turan, okur alışkanlıklarının ve reklam gelirlerinin değiştiğine dikkat çekti.
Turan, önlem alınmaması halinde en fazla iki yıl içinde birçok medya kuruluşunun yayın hayatına son verebileceğini söyledi.
Halk TV’ye kayyum atanmasını da değerlendiren Turan, medya kuruluşlarının karşı karşıya kaldığı hukuki süreçlerin yalnızca yöneticileri değil, bütün yayın faaliyetlerini ve çalışanların geleceğini etkilediğini belirtti.
T24 ve Duvar gibi yayın organlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Turan, Duvar ve Diken’in kapanmamış olması halinde bu yayınların da benzer müdahalelerle karşılaşabileceği görüşünü dile getirdi.
“GAZETECİLİK YERİNİ SOSYAL MEDYA SAYFALARINA BIRAKACAK”
Mustafa Turan’ın dikkat çektiği bir diğer konu ise geleneksel haber kuruluşları ile sosyal medya sayfaları arasındaki ekonomik ve hukuki farklılıklar oldu.
Turan, mevcut sorunlara çözüm bulunmaması halinde gazeteciliğin giderek sosyal medya sayfalarına bırakılabileceğini savundu.
Sosyal medya üzerinden haber paylaşan bazı hesapların siyasi aktörlerin ve lobicilik faaliyetlerinin aracına dönüştüğünü öne süren Turan, bu alandaki denetim ve hesap verebilirlik mekanizmalarının yetersiz olduğunu belirtti.
Basın kuruluşlarının faaliyete geçerken belirli hukuki prosedürleri yerine getirmek zorunda olduğunu hatırlatan Turan, sosyal medya hesaplarının ise aynı yükümlülüklere tabi olmadığını söyledi.
Turan, basılı süreli yayınların kuruluşunda savcılığa beyanname verilmesi ve alındı belgesi düzenlenmesi süreçlerine işaret ederek sosyal medya sayfalarında benzer bir hesap verebilirlik mekanizması bulunmadığını savundu.
“HABERİN MALİYETİ BİZE, GELİRİ BAŞKALARINA KALIYOR”
Yazılı açıklamasında dijital dönüşümün gazetecilik üzerindeki etkilerine de değinen Turan, sosyal medya ve yapay zekâ araçlarının yaygınlaşmasıyla insanların habere doğrudan haberin üretildiği kurumdan ulaşma alışkanlığının değiştiğini belirtti.
Haberlerin sosyal medya platformlarında ve farklı dijital mecralarda geniş kitlelere ulaşmasına rağmen bu dolaşımın haberi üreten kuruma aynı ölçüde okuyucu ve gelir kazandırmadığını ifade etti.
Turan, “Haberi hazırlamanın maliyeti bize kalırken, emeğin ekonomik karşılığını almak giderek zorlaşıyor” dedi.
Yerel medya işletmeciliğinde yaşadığı mali sorunlara dikkat çeken Turan, “Hem gazeteci hem yerelde medya işletmesi yöneten bir işveren olarak söylüyorum: Geçinemiyoruz. İşletmem ekonomik darboğazda” ifadelerini kullandı.
“EN BÜYÜK KIRGINLIĞIM HALKIN DESTEĞİNİ GÖREMEMEK”
Mustafa Turan’ın açıklamasında basın özgürlüğü kadar gazetecilerin toplumla kurduğu ilişkiye yönelik eleştiriler de yer aldı.
Gazetecilerin halkın haber alma hakkını savunurken aynı toplumsal dayanışmayı kendi sorunları karşısında göremediğini belirten Turan, en büyük kırgınlığının bu durum olduğunu söyledi.
Turan, “Biz halka haber ulaştırmak istedik. Yurttaşın derdini duyurmak, sorularını sormak, görünmeyeni görünür kılmak için çalıştık. Fakat kendi sesimiz kısıldığında, yargılandığımızda, işsiz kaldığımızda aynı sahiplenmeyi yeterince göremedik” dedi.
Gazetecilerin siyasi kimlikleri üzerinden değerlendirilmesinin mesleki dayanışmayı zayıflattığını savunan Turan, bağımsız gazetecilik yapmak isteyenlerin giderek yalnızlaştığını ifade etti.
“GAZETECİNİN AİLESİ UNUTULUYOR”
Turan, açıklamasında tutuklanan veya işsiz kalan gazetecilerin ailelerinin yaşadığı sorunlara da dikkat çekti.
Bir gazetecinin tutuklanmasının ardından ailesinin karşılaştığı ekonomik ve sosyal sıkıntıların kamuoyunda yeterince gündeme gelmediğini belirten Turan, gazetecinin yalnızlığının duruşma salonunda bitmediğini söyledi.
Turan, “Cezaevine giren bir gazetecinin geride kalan ailesi, çocukları, ev kirası, okul giderleri ve gündelik ihtiyaçları var” diyerek mesleki dayanışmanın yalnızca açıklamalarla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı.
Sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının mücadelesini yok saymadığını ancak daha geniş, sürekli ve somut bir dayanışmaya ihtiyaç duyulduğunu belirten Turan, bazı kurumların sessizliğinin kendisinde kırgınlık yarattığını ifade etti.
İKTİDARA DA MUHALEFETE DE ELEŞTİRİ
Turan, gazetecilerin karşılaştığı sorunlardan yalnızca iktidarı sorumlu tutmadığını belirterek muhalefetin medya ile kurduğu ilişkiyi de eleştirdi.
Medya kuruluşlarına verilen desteğin siyasi yakınlık üzerinden şekillenmesinin bağımsız yayıncılığı zorlaştırdığını savunan Turan, herhangi bir siyasi yapının kontrolüne girmeden gazetecilik yapma çabasının yeterince karşılık bulmadığını söyledi.
Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğünün soruşturma süreçlerinde de korunması gerektiğini belirten Turan, hukuki iddiaların masumiyet karinesi gözetilerek araştırılması gerektiğini ifade etti.
DERNEK BAŞKANLIĞINDAN DA İSTİFA ETTİ
Gazeteciliği bırakma kararıyla birlikte Basın Kulübü Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden de istifa eden Mustafa Turan, bütün mesleki medya görevlerinden ayrıldığını açıkladı.
Turan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bugün itibarıyla gazetecilik mesleğine son veriyorum. Basın Kulübü Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevimden istifa ettiğimi, bu grubun yöneticiliğinden ve bütün mesleki medya görevlerimden ayrıldığımı açıklıyorum. Bundan sonra gazetecilik yapmayacağım.”
Derneğin yönetimini Recep Sait Kahraman’a bıraktığını duyuran Turan, en kısa sürede olağanüstü genel kurul yapılacağını ve bundan sonraki açıklamaların Kahraman tarafından gerçekleştirileceğini bildirdi.
Turan, 15 yıllık meslek hayatını şu sözlerle noktaladı:
“Gazetecilik benim için bugün sona ermiştir. Bu mesaj da bugünün bende bıraktığı iz olarak kalsın. Yolunuz açık olsun. Hakkınızı helal edin.”